Kategoriler
Yazılarımız

İş Kazası Nedeniyle Manevi Tazminat İsteyebilecek Kişiler

İş kazası sonucu bedensel ve ruhsal bütünlüğün ihlali halinde tazminat isteyebilecekler; bedensel ve ruhsal bütünlüğü zarar gören işçi ve ağır bedensel zarar gören işçinin yakınlarıdır. İşçinin ölümü nedeniyle manevi tazminat isteyebilecekler ise anne, baba, eş, çocuklar, kardeşler, nişanlı, evlatlık ve diğer yakınlar olarak sıralanabilir.

1) ANNE VE BABA

Manevi tazminat isteyeceklerin en başında anne ve baba gelmektedir. Ölen çocuğun kız veya erkek olması, yaşının küçüklüğü manevi tazminatın miktarının tayininde etkili değildir. Anne ve babanın derin elem ve ızdırap çektikleri yasal bir karinedir. Yani bu durumu ispat etmeleri gerekmez.

Yargıtay’ın da ağır bedensel zarara uğrayan veya ölen işçilerin anne ve babası lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği yönünde birçok kararı mevcuttur. Yargıtay, anne ve baba tarafından manevi tazminat taleplerinde olayın özelliğine, yaralanmanın niteliğine, meslekte kazanma gücündeki kayıp oranına ve özellikle ağır bedensel zarar oluşması halinde, ruhi ve asabi sağlık bütünlüklerinin ağır bir şekilde ihlal edilip edilmediğine bakılması gerektiği yönünde kriterler belirlemiştir.

Örneğin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/21-2215 K. 2015/1487 T. 5.6.2015 sayılı bir kararında “davalının işyerinde meydana gelen iş kazası nedeniyle ayağından ve belinden sakatlanarak % 38 oranında malul kalan sigortalının anne ve babası, eşi ile çocukları olan davacıların olayın özelliğine, yaralanmanın niteliğine, meslekte kazanma gücündeki kayıp oranına ve özellikle ağır bedensel zarar oluşmaması durumu dikkate alındığında ruhi ve asabi sağlık bütünlüklerinin ağır bir şekilde ihlal edilmediği, bu nedenle davacılar lehine yansıma yolu ile manevi tazminat verilemeyeceği kabul edilmelidir.” şeklinde karar vermiştir.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi ise 25.10. 2005, 7868/10156 sayılı kararında; oğlunun geçirdiği iş kazası sonucu % 11.2 iş göremez duruma gelmesi nedeniyle davacı babanın manevi tazminat talebini “…somut olayda işgöremezlik oranı ve diğer kanıtlara göre davacının oğlu A. Ağır bir cismani zarara uğramamıştır. Davacının ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır bir şekilde bozulduğunu söylemek mümkün değildir.” demek suretiyle reddetmiştir.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 15.5.2001, 3658/3777 sayılı kararında geçirdiği iş kazası sonucu on gün çalışamayacak bir şekilde yaralanan kişinin anne baba ve kardeşinin manevi tazminat talebini, “…İş göremezlik oranı ve diğer kanıtlara göre B. Ağır bir cismani zarara uğramamıştır. Hal böyle olunca davacıların ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır şekilde bozulduğunu söylemek mümkün değildir.” demek suretiyle reddetmiştir.

Yargıtay’ın bu kararları ile anne ve baba lehine manevi tazminata hükmedilirken yaralanmanın niteliğini, meslekte kazanma gücündeki kayıp oranını ve özellikle ağır bedensel zarar oluşması halinde, ruhi ve asabi sağlık bütünlüğünün ağır bir şekilde ihlal edilip edilmediğini dikkate aldığı açıkça görülmektedir.

2) EŞ

Uğranılan iş kazası sonucu manevi tazminat talep edebilecek bir diğer kişi ise sigortalının eşidir. Zira sigortalının iş kazası sonucu ağır bedensel zarara uğramasından veya ölümünden en çok etkilenecek kişilerden biri de eştir. Evlilik bağı, eşler arasında duygusal bir bağın olduğu yönünde bir karine oluşturduğundan, ölen veya ağır bedensel zarara uğrayan sigortalının eşinin, manevi tazminat talep edebilmesi en doğal hakkı olmalıdır.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 8.12.1997, 8067/8106 sayılı kararında kocanın geçirdiği iş kazası sonucu %100 iş göremez duruma gelmesi nedeniyle manevi tazminat talep eden eş hakkında “… 25 yaşında ve henüz iki yıllık evli olan davacının kocası İ.’nin geçirdiği iş kazası sonucu felç olarak, ömür boyu başkasının bakımına muhtaç yatalak hale geldiği, iş göremezlik oranının %100 olduğu dosyadaki bilgi ve belgeler ve özellikle fotoğraflardan anlaşılmaktadır. Kocasının bu derecede ağır vücut bütünlüğü ihlali olayının davacı kadının gözleri önünde cereyan etmesi ve ömür boyu devam edecek olması karşısında ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır biçimde ihlal edildiği kabul edilmelidir.”şeklinde karar vererek manevi tazminat talebini kabul etmiştir.

Fakat her durumda eşler arasında duygusal bağ ve yakınlık olduğu ileri sürülemeyeceğinden manevi tazminat talebi bazı durumlarda dayanaksız olabilir. Örneğin iş kazası meydana geldiğinde taraflar arasında derdest bir boşanma veya ayrılık davasının olması gibi bir durumda duygusal yakınlıktan söz edilemeyebilecektir. Yine taraflar uzun zamandır ayrı yaşıyorlarsa bu durumda da duygusal yakınlığın olduğu kabul edilemeyeceğinden eşin manevi tazminat talebi kabul reddedilebilecektir.

3) ÇOCUKLAR

Sigortalının çocukları da uğranılan iş kazası sonucunda sigortalıda ağır bedensel zarar meydana gelmesi veya sigortalının ölmesi durumunda manevi tazminat talep edebilirler. Zira sigortalının iş kazası sonucu ağır bedensel zarara uğramasından veya ölümünden en çok etkilenecek kişilerin başında sigortalının çocukları gelir. Çocuklar ağır bedensel zarara uğrayan/ölen sigortalının en yakınlarıdır. Doğal olarak uğranılan iş kazası sigortalının çocuklarını manevi yönden etkileyecektir. Bu bağlamda çocukların manevi tazminat talep ettiklerinde sigortalının (anne veya babalarının) uğradığı iş kazası nedeniyle üzüldüklerini ispatlamalarına gerek bulunmamaktadır.

Fakat olayın özelliğine göre kazaya uğrayan sigortalı ile çocuklar arasında fiili ve gerçek bir yakınlığın olmaması halinde manevi tazminat talebinin reddedilmesi de mümkün olabilecektir. Örneğin nesebin reddi davası açan bir babanın iş kazasına uğraması durumunda ya da çocuk tarafından babasına karşı işlenen kasten yaralama gibi suçların varlığının iddiası ve ispatı halinde manevi tazminat talebinin reddi söz konusu olabilir. Hakim somut olaya göre iddia ve delilleri değerlendirerek manevi tazminat yönünde olumlu veya olumsuz bir karar vermelidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2014/21-872 K. 2014/1086 T. 24.12.2014 tarihli kararında iş kazası sonucu yaşamını yitiren sigortalının eş ve iki çocuğunun maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkin bir davada “hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Davacı çocuklar yararına ayrı ayrı hükmedilen 50.000,00’er TL manevi tazminat ile yine davacı eş yararına 80.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, direnme kararında açıklanan gerektirici nedenlere, olayın meydana geldiği tarihteki paranın alım gücü dikkate alındığında yerel mahkemece davacı eş ve çocuklar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı yerindedir.” şeklinde karar vermiş ve takdir edilecek tazminat miktarının, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiğini belirtmiştir.

4) KARDEŞLER

Uğranılan iş kazası sonucu manevi tazminat talep edebilecek bir diğer kişi sigortalının kardeşidir. Kardeşlerin manevi tazminat talebine ilişkin davalarda Yargıtay, sigortalı ile kardeşi arasında yakın bir bağın/ilişkinin bulunduğunun kanıtlanmasını aramaktadır. Örneğin iş kazası sonucu ağır bedensel zarara uğrayan ya da ölen sigortalı ile manevi tazminat talep eden kardeşin aynı evde yaşamasını bağın varlığı için yeterli görebilmektedir.

Son dönem uygulamalara baktığımızda kardeşler lehine manevi tazminata hükmetmeye devam edilirken bazı olaylarda kardeşin işçi ile birlikte yaşamasına vurgu yaparak, birlikte oturmayan kardeşlerin manevi tazminat talepleri reddetmektedir.

5) NİŞANLI VE EVLATLIK

Ağır bedensel zarar veya ölüm nedenine dayalı olarak manevi tazminat talep edebilmek için sigortalı ile kan ve sıhri hısımlığın bulunma zorunluluğu yoktur. Kan ve sıhri hısımlık bulunmasa bile yakınlık bağını ve ilişkisini ispat edenler lehine manevi tazminata hükmedilebilir.

Manevi tazminat talebi evlatlık açından değerlendirildiğinde, sigortalının evlat edindiği kişi (evlatlığı) hukuken öz çocuğu ile aynı hukuki haklara sahip olduğundan manevi tazminat talep edebilmesi ve yakınlıkları açısından bağın varlığının karine olarak kabul edilmesi doğaldır. Zira evlat edinme ilişkisi, evlat edinen ile evlatlık arasında soybağının kurulmasını sağlar. Evlat edinme ilişkisinin kurulması ile evlatlık ile evlat edinen arasında hısımlık ilişkisi meydana gelmiş olur. Böylece, kural olarak soybağının kurulmasına bağlı sonuçlar ortaya çıkar.

Nişanlı açısından değerlendirme yapıldığında ise bazı ek kriterlerin Yargıtay tarafından arandığını görmekteyiz. Örneğin Yargıtay çok yeni bir kararında nişanlanmanın hukuken geçerli olabilmesi için, belli bir ritüel içinde yapılmış olmasını, nişanın duyurulmasını ve aile bireylerinin şahitliği çerçevesinde yapılması gerektiğini kararında belirtmiştir. Bu bağlamda kişinin nişanlı olduğunu belirterek sigortalının iş kazası sonucu ağır bedensel zarara uğraması veya ölmesi nedeniyle manevi tazminat talep edebilmesi için nişanlılık tek başına yeterli olmayacak, içsel ve gerçek duygu bağı ile birlikte sigortalının ağır bedensel zarara uğraması veya ölmesi nedeniyle manevi tazminat talep eden nişanlının beden ve ruh sağlığının derinden sarsılmış olması aranacaktır.

6) DİĞER YAKINLAR

İş kazası sonucu sigortalının ağır bedensel zarara uğraması veya ölmesi nedeniyle sadece anne-baba, eş, çocuk, kardeşler, evlatlık, nişanlı gibi yakınları değil içsel ve gerçek duygu bağını ispat etmesi koşuluyla diğer yakınları da manevi tazminat talep edebilecektir. Örneğin hala, teyze, amca, dayı, kayınvalide, kayınpeder bu yakınlar arasında kabul edilmektedir. Fakat tek başına yakınlık manevi tazminat talebi için yeterli olmayacak, aynı zamanda sigortalının ağır bedensel zarara uğraması veya ölmesi nedeniyle bu yakın kişinin beden ve ruh sağlığının derinden sarsılmış olması aranacaktır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bir kararında “Duygusal kişilik değerleri, kişinin toplum içindeki yeri, birlikte yaşadığı ailesi ve yakınlarının değer alanı içine giren haklardır. Bu bağlamda BK.nun 49. maddesindeki düzenleme itibariyle, kişinin bizzat değil, yakınlarının yaralanması nedeniyle de olayın özelliğine göre duygusal değerlerinin ihlal edilip bozulduğu ve aile birliği içinde korunması gereken gönül bağlılığının zarar gördüğünün kabulü ve davacı yararına da uygun bir miktar manevi tazminata hükmolunmak gerekirken, yanlış değerlendirme ile davacıların manevi tazminat istemlerinin tümden reddi bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde karar vererek yakınlar lehine de manevi tazminata hükmedilebileceğini bu kararı ile göstermiştir.

01.02.2019

Av. Gönül AKYASAN BİRSEN

Yasal Uyarı